kategoriler

kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2014 Pazar

Biraz Yaratıcılık...




































Arkadaşlar illa tarz olmak için pahalı markaların koleksiyonlarından alışveriş yapmak zorunda değiliz. Biz oturduk bugün önceden ördüğümüz atkılardan kalan iplerle ne yapabiliriz diye düşündük ve bu kolyeleri yaptık.

Cildimize İyi Bakalım...














Arkadaşlar sizinle paylaşmak istediğim bir konu var . Her bayan cildi için gerekli özeni göstermelidir malum hayatın en büyük dertleri yükleri kadınların sırtında yaşlanmamak elde değil . Ben faydasını gördüğüm ürünlerden bahsedeceğim sizlere . Excipial hydro ve Excipial lipo. Bu ürünler reçete ile satılıyor ve tüm eczanelerde var . İnanın cilde çok iyi geliyor. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi hydroyu yağlı ciltler lipoyu ise kuru ve karma ciltlere öneriyorum . Kullanmaya başladıktan bir süre sonra neden önerdiğimi anlayacaksınız . Tabi doktorunuza danışmadan kullanmayın . Ben uyarımı yapayım sonra sıkıntı olmasın . :)


18 Ocak 2014 Cumartesi

PHOTOSHOPUM OLMADAN ASLA :)


  • Ünlüler gözümüze hep güzel gelenler . Örnek aldıklarımız hatta . Giydikleri , sürdükleri. Onları fotoğraflardan , televizyonlardan izliyoruz kusursuz ciltleri kıskanılacak cinsten . Ancak photoshopsuz tam bir hayal kırıklığı . Gelin bunlara bir göz atalım:) 


http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/2014/01/photoshopum-olmadan-asla.html#.Utue3tJajIU


2 Ocak 2014 Perşembe

PANiK ATAK 'GELİYORUM' DEMEZ 3 !

Merhaba arkadaşlar !
Panik atak yazımızın üçüncü ve son bölümüyle yine beraberiz. Yazı biraz gecikti ama inanın yazarımızın geçerli sebepleri vardı. :) Ve başlayalım...
'' Keşfettiğim mucizemde kalmıştık. Ben bu hastalığa 1994 yılının başlarında yakalandım tabi o zamanlar bu hastalık o kadar yaygın değildi yaygınsa da sosyal paylaşımlar , iletişimler bu kadar güçlü değildi , bilmiyorduk. 2000 yılının başlarında eşim eve bir gün kocaman bir paketle geldi , bu paketin içinde bir bilgisayar vardı. Ben de ev hanımıyım tabi okey oynamayı da çok severim eşimin tavsiyesi üzerine bilgisayarda okey oynamaya başladım. Bu şekilde kafamın dağılacağını ve kendimi dinlemekten ''belki'' vazgeçeceğimi  düşünüyordu. Eve internet bağlandı ve ben acemice sağa sola tıklamaya başladım. Bir okey oynama sitesine üye oldum ve boş zamanlarımda okey oynamaya başladım. Sanmayın ataklarım geçmişti , hala gece gelip beni buluyorlardı tabi ta  kiiiiii '' PANİK ATAKLILAR BURAYA '' yazısını görene kadar. Hemen tıkladım ve başladım okumaya. Meğer benim yaşadıklarımı yaşayan ne kadar çok insan varmış. Ülkemizin her köşesinden bu rahatsızlığı yaşayan insanların kurmuş olduğu bu siteye üye oldum. Hepsi bana o kadar tanıdık geliyordu ki , herkes yaşadıklarını anlatıyordu ve hemen ardına da ne yapılması gerektiğini. Onlardan çok şey öğrendim. Mesela kese kağıdına ya da poşete nefes alıp vermeyi, tüm vücudumu kasıp gevşetmeyi ve bedenimi kontrol altına almayı ... Günler geçtikçe kendimi daha iyi hissetmeye başladım , en azından hayata geri dönmüştüm, yalnız başıma markete, pazara çıkabiliyordum çünkü kendime güvenim gelmişti, atak gelirse ne yapacağımı biliyordum, öğrenmiştim. Çok güzel arkadaşlıklar edindim bu sitede , yılda bir kez bir yerde buluşuyorduk onlar benim ilacımdı.
İşte böyle şimdi nasılım diye sorarsanız , iyiyim ama bu hastalık tam olarak geçmiyor hani derler ya beteri gitse eseri kalıyor diye aynen öyle. Ama şu var ki ben artık korkmuyorum, nasıl baş edeceğimi  biliyorum. Size de tavsiyem böyle bir rahatsızlığınız varsa bol bol bu hastalıkla ilgili yazılar, kitaplar okuyun, bunu yaşayanlarla sohbet edin, inanın bana çok iyi geliyor insana . Umarım yardımcı olmuşuzdur , herkese panik ataksız bol neşeli günler diliyorum. :)
Evet arkadaşlar panik atak serimiz burda sona erdi , merak ettikleriniz sormak istedikleriniz olursa biz buradayız.
 Sevgiler...

17 Aralık 2013 Salı

SOĞUK SİZİ KURUTMASIN :)

                                                                Merhaba arkadaşlar !
Soğuk kış günleri kendini hissettirmeye başladı . Doğal olarak soğuktan ve rüzgardan etkilenen cildimizin, saçımızın ayrı bir bakıma ihtiyacı var. Ben kendimden verdiğim örneklerle size yardımcı olmak istiyorum faydasını görmediğim şeyleri gereksiz yere burada anlatmak istemiyorum. Bundan kısa süre önce saçlarımda kuaförümün desteklemediği bir değişiklik yapmak istedim, inatla yaptırdım ama güzel bir sonuca varamadım. Saçım bir kaç ton birden bir anda açılınca fazlasıyla zarar gördü ve kurudu, canlılığını yitirdi. Tekrar eski rengime döndüm ama yıpratıcı bir dönem oldu saçlarım için. Kuaförümün önerisi ile argan yağına başvurdum. Yaklaşık üç aydan beri kullanıyorum ve çok faydasını gördüm . Saçlarım gün geçtikçe daha yumuşak daha parlak bir hal alıyor. Bu durumdan çok mutluyken bir şey daha öğrendim ve test ettim. Kışın soğuğu benim cildimi özellikle dudaklarımı ve ellerimi çok kurutuyor. Argan yağını ellerime ve yüzüme uyguladım inanılmaz sonuçlar aldım. Dönemsel sivilcelenmeler oluyordu onları dahi engelledi diyebilirim . İpeksi bir tene sahibim artık. Kesinlikle tavsiye ediyorum . Kurumalar , çatlaklar artık geride kaldı benim için. Deneyin siz de göreceksiniz ancak bu yağı alırken bazı hususlara dikkat etmek gerekir. Sonuçta kendi bedenimize süreceğimiz bir yağ, ucuza kaçmamanız konusunda sizi uyarmalıyım çünkü piyasada oldukça fazla argan yağı markası var. Bir ufak da püf nokta verebilirim bu konuda , nereden anlayacağız gerçeğini, sahtesini derseniz bir miktar argan yağını kaşığa koyup bir müddet ateşe tutun eğer mumsu bir yapıya dönerse üzgünüm ama o yağı kullanmayın çünkü gerçek yağ yapısını bozmuyor.


Nasıl uyguladığımı da anlatayım. Saçlarım için haftada en fazla üç kez saç diplerim ıslanana kadar masaj yaparak uyguluyorum sonra havluya sarıp 30-45 dk bekliyorum sonra duruluyorum. Onun dışında geri kalan günlerde duştan sonra nemli saçlarıma sadece uç kısımlarına denk gelecek şekilde uyguluyorum ve kurutuyorum. Cildim için ise yağı biraz ısıttıktan sonra kullanıyorum , ipeksi bir doku ve harika bir canlılık sağlıyor.

16 Aralık 2013 Pazartesi

PANİK ATAK ' GELİYORUM ' DEMEZ 2 !

Merhaba arkadaşlar!
Bugün yarım kalan yerden devam ediyoruz yazımıza.
'' Hayatım gitgide kötüleşiyordu aslında sağlam olan bedenim hasta oluyordu. Sonunda annem bunlara bir dur demek adına aldı beni karşısına ve '' yeter artık '' dedi , '' kendine gel senin bir ailen var güçlü olmalısın'' kolumdan tuttu ve doktora gittik. Doktora gittik, biraz bekledikten sonra bizi odasına aldı. Doktor kısa boylu tıknaz bir adamdı. Tedirgin bir şekilde odaya girmiştim ve doktora ilk olarak ölmekten çok korktuğumu söylemiştim o da bana '' kızım bir gün herkes ölecek kimse dünyaya kazık çakmıyor. '' demişti
Doktorumla haftada bir kez görüşüyordum ama bu arada ataklarım da hemen hemen her gün aynı saatte geliyordu , ben de kendimi hastahanenin acilinde buluyordum artık bu o kadar sık olmaya başlamıştı ki acil servisindeki görevlilerle kanka olmuştum. Doktorum da bu acil servis maceralarımı biliyordu ve bana çok kızıyordu .Ben de bir daha olmayacak diye ona söz vermiştim taa ki kendimi tekrar acilde bulana kadar bir de üstüne asansörde doktorumla karşı karşıya gelene kadar. Bir güzel azarımı yedikten sonra eve gittim. Çok mutsuzdum , her gün bana bir şey olacak korkusuyla yaşamaktan bıkmıştım. Sağlık ansiklopedilerini okuyup hastalıkların belirtilerini araştırıyordum , her okudum hastalığı da kendimde var sanıyordum. Her on beş dakikada bir tansiyon ölçüyordum . Arkadaşlarımdan da uzaklaşmıştım, kimseyle görüşmüyordum, asosyal biri olmuştum. Kendi kendimle savaşır hale gelmiştim. Sayısız ilaç kullandım aralarında ağır ilaçlar da vardı vücudumu yoruyor ve sersemleştiriyordu beni. Fiziksel bir rahatsızlığım yoktu ve bu çevrem için rahatlatıcı bir durumdu ama benim iç dünyamdaki, ruhumdaki hastalığımı anlayamıyorlardı. Zaman zaman bana kızıyorlardı hatta.
Bu böyle yedi yıl sürdü, üç doktor değiştirdim, terapi gördüm ,yapılması gereken ne varsa her şeyi yaptım. Her yıl panik atağın farklı yüzüyle tanışıyordum. Mesela gece üçte uykumdan uyanıyordum, tansiyonum yirmilerde , burnumdan kan geliyordu, o derece şiddetli ataklar geçirdim. Derin nefes alamıyordum alamadıkça panikliyor panikledikçe de her tarafım uyuşuyor, ellerim kasılıyordu ve sonra tüm hayatımı değiştirecek bir şey keşfettim, doktorlarımın bile gerçekleştiremediği mucizeyi ben gerçekleştirmiştim hem de tesadüfen.

13 Aralık 2013 Cuma

PANİK ATAK 'GELİYORUM' DEMEZ !

                                                                         Merhaba arkadaşlar!
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/Uzun süredir düşündüğüm ve araştırdığım bu hastalık yeryüzünde her on kişiden neredeyse yedisinde var ve bazıları bunu biliyor bazıları bunu bilmeden bu hastalıkla beraber yaşıyor. Şimdi sizlerle paylaştığım bu yazı bölümlerden oluşacak ve bize evli , iki çocuk annesi bir ev hanımı yardımcı olacak o da bu rahatsızlığı yaşamış. Konumuz günümüzde bir çok insanın başına gelen ve çevresinden soyutlayan bir hastalık olan 'Panik Atak' . Yaşamayan bilemez dedik ve yaşayandan dinledik , size de anlattıklarını kendi ağzından aktarmak istedik. Buyurun başlayalım...
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/






''Bu hastalıkla tanışmam ilk bebeğimi dünyaya getirdikten yirmi beş gün sonraydı. O gün çok yorgundum, uykusuzdum, ertesi gün yeni doğan bebeğimi görmek için misafirler gelecekti. Gün boyunca misafirler için hazırlık , temizlik derken saat gece on iki olmuştu. Bebeğimi uyuttum ve artık kahve içmenin vakti gelmişti. Kahvemi aldım, koltuğa oturup günün gazetelerine göz gezdiriyordum ki olan oldu sanki bir düğüm dolanmıştı boğazıma,  nefes alamıyordum, kalbim deli gibi çarpıyordu. Ayaklarımdan başlayarak kanımın çekildiğini hissettim ve evet ben ölüyorum dedim. Hemen balkona fırladım panikle, nefes almam gerekiyordu, eşime seslendim uyuyordu , uyandı. Yüzümü gördüğünde gözündeki tedirginliği fark ettim. Yüzümün bembeyaz olduğunu söyledi ve beni hemen doktora götürdü. Tabi götürdü götürmesine de ben iyileşmiştim , her şey yolundaydı tansiyonum, kalp ritimlerim yerindeydi. Bir sakinleştirici yapıldı ve eve yollandık. Peki beni o kadar sarsan ve öleceğimi hissettiren şey neydi ve bir daha bunu yaşayacak mıydım ?
Bunu takip eden günlerde her gece misafir bekler gibi bu atağı bekledim,  hayatım kabusa dönmüştü her  an kendimi dinliyordum.Yine mi olacak, ne zaman olur derken insanlardan soyutlanmıştım. Bebeğime bile korkarak yaklaşıyordum. Hayatım ve bedenim alt üst olmuştu.
http://mrandmrsblackk.blogspot.com/

Evet arkadaşlar bugünlük bu kadar , devamını en kısa sürede sizinle paylaşacağım ve bu sorunu yaşayan kişilere çok yardımcı olacağına inanıyorum.

11 Aralık 2013 Çarşamba

BİR KADIN VE KUAFÖRÜ !

                                                                            Merhaba arkadaşlar!

Yeni bir yazı yeni bir konu . Kadınların olmazsa olmazlarıyla devam etmek istedim ve aklıma ilk kuaförüm geldi. Her kadın güzel görünmek , kendini güzel görmek ister bu şekilde kendine olan güveni artar ve doğal olarak daha sosyal olur. Ben de onlardanım ve kendimle uğraşmayı çok seviyorum en kötü hissettiğim anlarda bile bu bana iyi geliyor o anlarda kendimi kuaförümde buluyorum. Bir kadının kuaförü ile olan ilişkisi de çok önemlidir eğer kuaför ile elektrik tutmazsa o kadını imkanı yok ikinci defa aynı yere sokamazsınız. Ben bu konuda şanslı olanlardanım çünkü kuaförüm benim en iyi arkadaşım :) Beni anlıyor ve istediğim değişikliklerle beni mutlu etmeyi başarıyor. Kuaförüm  Hamdi Bey ile tesadüfen tanıştım , yeni yaptırdığım saçlarımda hüsrana uğramıştım ki her kadın bunu hayatında bir kere olsun dahi yaşar  ve yolda gördüğüm ilk kuaföre girmiştim ve hala o kuaföre gidiyorum . Titizlikle dinliyor, sabırla uğraşıyor ve asla pes etmiyor. Günümüzde bir anlayış var dışarıdan bir dekorasyona bakılır eğer kaliteli gözüküyorsa içeri girilir hatta fiyatlar yüksekse kesin iyidir denir. Hayır! Öyle değil.Kesinlikle iş kuaförün tecrübesine ve yeteneğine bağlı. Siz siz olun hala kuaförünüzü bulamamışsanız ve arayıştaysanız bu yanlışa düşmeyin. Hamdi Bey'in ekibi de oldukça sıcak ve yetenekli, ultra lüks bir yer değil ama mesele de bu değil zaten eğer gerçekten harika saçlarınız olsun istiyorsanız size tavsiyem Hamdi Bey ve ekibi. Kesinlikle işini iyi yapıyor. Fiyatlar oldukça uygun , inanın bana vazgeçilmezleriniz arasına girecek. Bilgi almak isterseniz bana ulaşabilirsiniz her türlü yardımcı olurum.

8 Aralık 2013 Pazar

YILBAŞI ÖNCESİ KOZMETİK ÜRÜNLERİNİZİ TAZELEYİN !

Avon' dan Siparişlerim de geldi :)

Arkadaşlar ''Avon'' un satış temsilciliğini yapıyorum sattığım arkadaşlarımdan çok güzel tepkiler alıyorum . Bu yılbaşına özel indirimler neredeyse yarı yarıya.  Özellikle ''True Color '' serisi bir  harika . Parfümler de indirime girmişken kaçırmayın derim . Eğer parfümler hakkında hangi tene hangi parfüm daha çok yakışır öğrenmek isterseniz ben bir tık uzağınızdayım. Merak ettiğiniz her konuda bana ulaşabilirsiniz.

    

5 Aralık 2013 Perşembe

OJEM OLMAZSA OLMAZIM

Merhabalar arkadaşlar !
Kış günlerinin soğuğunu hissettiğimiz bu günlerde yazı da artık tamamen arkamızda bıraktık. Giydiklerimiz, yediklerimiz hatta gittiğimiz mekanlar değişmişken ojelerimizin de değişmesi muhtemel. Yazın sürdüğümüz o cıvıl cıvıl rengarenk, parlak ojeler yerlerini mat ve koyu tonlara bıraktılar ama önemli bir nokta var son yıllarda taktığımız takılardan daha önemli hale gelen aksesuarlarımız ''tırnaklarımız'' sınırsız şekil ve renkle süslenip çok çarpıcı ve dikkat çekici olabiliyor özellikle geride bıraktığımız yıl içerisinde her tırnağa farklı renk oje sürme,sime batırma derken her gün başka modeller çıktı ama benim bu kış favorim ''tüylü ojeler''. Hem kışa ait bir görünüme sahip hem de bu sene çok trend olan tüylü kazaklarla müthiş uyum içerisinde. Sanki kışın soğuğundan koruyorlar tırnaklarımızı. Kışa yakışan en güzel görüntü bana kalırsa. Bir de ojeyi düzgün sürme olayı var tabi kendimden örnek vermem gerekirse ben bant kullanıyorum . Tırnağımın iki kenarına yapıştırdığım bantlar sayesinde temiz bir iş çıkıyor ortaya. Ayrıca ojelerin kenardan köşeden soyulmasından hiç hoşlanmıyorum bunun için de şimdi hemen hemen her markada bulunan kolay kuruyan parlatıcı cilalar çok işe yarıyor. Düzgün bir görünüm için ilk olarak fırçayı ortaya sürerek başlamalıyız ve iki kat ince sürdükten sonra iki kat sürdüğümüz cila ile  hem parlak bir görüntü oluşturacak hem de uzun süre dayanacaktır. Kurumasından endişe ederseniz de oje kurutucular veya ellerinizi soğuk suya batırmanız size yardımcı olacaktır. :)